jump to navigation

TUYUĞ’UN HÜKÜMDAR ŞAİRİ 19 Şubat 2007

Posted by Oyhan Hasan Bıldırki in Halk Edebiyatı.
1 comment so far

     1.
     Dilberin işi itâb u nâz olur
     Çeşmi câdü, gamzesi gammâz olur
     İy gönül sabr it tahammül kıl ana
     Yâre irişmek işi az az olur
    
     2.
     Yoluna cânın veren cân-bâzimiş
     Işk eri ma’şûkına dem-sâzimiş
     Gizleyim der idi âşık râzını
     Göz yaşı, yüz sarısı gammâzimiş
    
     3.
     Erenler öz yolında tek gerek
     Meydanda erkek kişi ner tek gerek
     Yahşi yaman katı yumışak olsa hoş
     Severim diyen kişi erkek gerek
    
     Kadı Burhaneddin
    
     Bugünkü söyleyişle, tuyuğ yazmada Seyyid Nesimî’ye de etki götüren, Kayseri’de doğup, Sivas’ta (1381) hükümdarlığını ilân eden, bu tarzın da gerçek hükümdarı olan Kadı Burhaneddin, bakınız neler söylüyor:
    
     1. “Güzelin işi gücü, (aşıklarını) azarlamak ve onlara naz yapmaktır. Gözleri büyücü, yan bakışı da ortalığı karıştırıcı (fitneci)’dır. Ey gönül, ona katlan, sabırlı ol. Çünkü sevgiliye azar azar erişilir.”
    
     2. “Yoluna canını veren aşk eri, canıyla oynar. Onlar, sevilenin dostlarıdır. Aşıkların, sırlarını ne kadar gizleyip açık etmeseler de, göz yaşı ve yüz sarılığı araya fitne sokar.”<
    
     3. “Erenler, kendi yolunda er gibi tek olmalıdır. (Savaş) meydanında erkek kişi, aslan gibi olmalıdır. Güzel, yaman, sert, yumuşak olsa iyi. Fakat önderim diyen kişi, erkek olmalıdır.”
    
     Tuyuğ”, anonim halk şiirimizin nazım şekillerinden “mani”ye benzer. Onda olduğu gibi, tuyuğda da duygu veya düşünceler, çarpıcı ve özlü bir biçimde ortaya konur. Genellikle (aaba) şeklinde kafiyelenen tuyuğ, “şarkı söyleme, övme, kapalı veya cinaslı söz” anlamlarına gelir.
     Şiirlerinde içten, duygulu bir söyleyiş özelliği görülen şair, tuyuğları ile gerçek lirizmi yakalamıştır. Üçüncü tuyuğda, sert bir söyleyiş dikkati çekiyor. İran şiirinin etkisinde kalan şair, tuyuğlarını sade Türkçe ile yazmıştır. Bunda Kadı Burhaneddin’in siyaset hayatındaki kavgacı ve maceraperest ruh halinin etkisi var. Türk halk şiirinin zevk ve estetik anlayışından vazgeçmeyen Kadı, dil yönünden Azeri Türkçesi’ne daha yakındır. Fuzûli ve Baki’ye etki götürmüştür.
     Kadı Burhaneddin, Mısır, Şam ve Halep’te öğrenimini tamamladı. Arapça, Farsça, mantık ve felsefe öğrendi. Yirmi bir yaşında, babasının yerine Kayseri kadılığına atandı. Eratnaoğulları Devleti’nde vezir oldu. Onların dağılması üzerine, Sivas’ta hükümdarlığını ilân etti. 18 yıl hükümdarlık yaptı. Ömrünü savaşlarla geçirdi. Timur ve Yıldırım Bayezit gibi büyük sultanlarla savaştı. Akkoyunlu sultanı Karayülük Osman ile tutuştuğu savaşta yenildi ve 1389 yılında Sivas’ta idam edildi.
     Aruzun yanında hece ölçüsünü de kullanan şair, aşk ve yiğitlik konusunda oluşturduğu gazel, rubai ve tuyuğlarını “Divan” adlı eserinde topladı.
     Bakınız; insanoğlunun alın yazısının değişmeyeceğini, kaderden korkmamak gerektiğini nasıl anlatıyor?
    
     “Ezelde Hak ne yazmış ise olur
     Göz ne ki görecek ise görür”
    
     Doğruya, “eğri”dir denir mi?
    
     Oyhan Hasan BILDIRKİ
    
     Yeni Söke Gazetesi – Kuşadası Halkın Sesi Gazetesi