BİR ŞİİR, ÜÇ ŞAİR 8 Kasım 2009
Posted by Oyhan Hasan Bıldırki in Şiirler.add a comment
1
DÖNÜLMEZ YOLUN BAŞINDA
Sarı perdeyle ayrılmış iki yol uzanıyor önümde,
İki yoldan ilkini nedense seçemedim, üzgünüm!
Siz yolcuysanız varın geçin, daha bekleyebilirim ben…
Kararsızım; tekin değil belli bu yoldan ikisi de;
Nice çalılar bitmiş baksanıza, uzanıyor önümde!
İyi gibi görüneni; kendine çekti, aldı beni
Nice nice üstünlüklerini bir bir saydı döktü.
Renk renk çiçekliydi, üstelik yemyeşildi…
Yolcular birer birer geçtikçe bu yoldan,
Ayak uçlarında uzanırdı yemyeşil dağ yolu.
Sabaha çıkabilen iki kişiden siyaha basanı,
Sıra sıra boyanmış adımlarından bilinir.
Vay bana, başka günler umuduyla ben onu tuttum;
Yollarım çatallaşınca bilgili sandığımı seçtim…
Dönmek istesem de şimdi, dönebilir miydim?
Yüreğimdekini içimi çeke çeke açık etsem de
Yanaklarımda süzülür yalnızca göz yaşlarım değil mi?
Şimdi ne iki yol, ne tahta perde var: Ayrıldım ben de,
Bu defa da yolcusu az olanı seçmeliydim değil mi?
Başka olan, başta yapmam gereken buydu belki de!
Robert FROST (1874–1963 / Dağ Mesafesi, 1920).
Oyhan Hasan Bıldırki
2
Ben beğendim ama şimdi bakamam. Bu akşam ben ona çalışacağım. Fakat aklımda kalanıyla kişi önündeki iki yoldan kendisince kolay, güzel olan yolu seçtiğinde, yolun sonunda nasıl yanıldığını, aradığını bulamadığını ve şimdi biraz geç olduğunu sanki seçim yapacaklara öğüt verircesine; kolay ve güzel yolların o şekilde bitmediğini, bu nedenle seçim yaparken çok titizlik göstermeleri gerektiğini öğütlüyor. Ama ölümden de bahsetmiş olabilir.
Frost çok “depressive” bir şairdi. Bizim şairlerden… Neydi adı yahu?
”Ağır ağır çıkacaksın bu Merdivenlerden” diyen şairimiz,
Hah! Ahmet Haşim.
KAZANCIM OLUR DİYE
İki yol ayrılmış sarı tahtayla
Ve ne yazık ben ikisinde seyahat edemezdim
Yolcu olan ben olduğum için durdum
Ve uzun bir müddet sonlarına doğru baktım
Bakabildiğim, görebildiğim kadar
O yolun kıvrıldığı yere kadar
Sonra diğer yolu aldım iyi seçim yaptığımı düşünerek
Belki de daha iyi bir kazancım olur diye
Çünkü o yol yeşil otlu idi ve geçtiğimi görmek isterdi
Ama oradan geçenlerce de o kadar kullanılmış gibiydi
İkisi de o sabah aynen önümde açılmış aynı uzunluk ve genişlikte
Hiç içinde kararmamış bir siyah yaprağı olmadan
Oh ben birinci yolu tuttum diğer günde de
Fakat bütün sokakların tek bir yola çıkacağını bile bile
Hep tereddütteydim: “Acaba dönsem mi geriye?” diye
Bir ah çekerek söylüyorum yıllar sonrası
Yaşlanıp tecrübelendikten sonra
İki yolu ayıran bir tahta çalıydı ve ben
Ben az seyahat edilenini tercih ettim
Bu da değişikliği yaratan tek şey oldu.
Robert FROST (1874–1963 / Dağ Mesafesi, 1920).
PAPATYA
Bence şair demek istiyor ki: Önümde iki yol vardı ve ayrılmıştı. Bütün yolların bir yere kavuşacağını bile bile ben seçimimi az seyahat edilen yolla yaptım ve değişik olan sadece buydu.
Tahminen demek istediği sonuç aynısı oldu ama ben seçim yaptım ve az seyahat edilenini tercih ettim, sonuç değişik olur ümidiyle.
Fakat ben senin çevirini daha çok beğendim.
7 Temmuz 2006
PAPATYA
3
THE ROAD NOT TAKEN
TWO roads diverged in a yellow wood,
And sorry I could not travel both
And be one traveler, long I stood
And looked down one as far as I could
To where it bent in the undergrowth;
Then took the other, as just as fair,
And having perhaps the better claim,
Because it was grassy and wanted wear;
Though as for that the passing there
Had worn them really about the same,
And both that morning equally lay
In leaves no step had trodden black.
Oh, I kept the first for another day!
Yet knowing how way leads on to way,
I doubted if I should ever come back.
I shall be telling this with a sigh
Somewhere ages and ages hence:
Two roads diverged in a wood, and I
I took the one less traveled by,
And that has made all the difference.
Robert FROST













